peynir Etten pahalı oldu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar kasım ayındaki fiyat artışlarıyla ilgili açıklama yaptı.

Peynir fiyatının eti geçtiğine dikkat çeken Bayraktar, “Besi ve süt hayvancılığında maliyet artışları üretimi sürdürebilir olmaktan çıkarıyor. Bazı marketlerde peynir fiyatlarının et fiyatlarını geçtiği bir ortamda hem üretici hem de tüketici için acilen tedbirler almak zorundayız. Üretici daha fazla üretebilmeli, tüketici de ucuza gıdaya ulaşabilmelidir” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kasımda üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 236,8 ile marulda görüldüğünü belirterek, markette 37 ürünün 29’unda fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı olduğunu bildirdi.???????

İlgili Makaleler

Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, kasımda üretici ile market arasındaki fiyat farklılıkları, girdi fiyatlarında yaşanan değişimler ve tarımsal destekleme ödemeleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kasımda üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 236,8 ile marulda görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, bu ürünü yüzde 210,5 ile kırmızı mercimek, yüzde 209,8 ile elma, yüzde 180,6 ile maydanoz, yüzde 180,3 ile kabak, yüzde 180 ile havucun takip ettiğini belirtti. Bayraktar, üreticide 3 lira 75 kuruş olan marulun markette 12 lira 63 kuruşa, 13 lira 84 kuruş olan kırmızı mercimeğin 42 lira 97 kuruşa, 5 lira olan elmanın 15 lira 49 kuruşa, 2 lira 6 kuruş olan maydanozun 5 lira 78 kuruşa, 6 lira 79 kuruş olan kabağın 19 lira 3 kuruşa, 4 lira 25 kuruş olan havucun ise 11 lira 90 kuruşa satıldığını ifade etti. Markette 37 ürünün 29’unun fiyatında artış, 8’inde ise azalış görüldüğüne işaret eden Bayraktar, şu bilgileri paylaştı: “Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pirinç oldu. Pirinçteki fiyat artışını yüzde 36,1 ile yeşil soğan, yüzde 33,1 ile Antep fıstığı, yüzde 22,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 20,9 ile kuru kayısı ve domates takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 17,2 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 6,4 ile marul, yüzde 3,4 ile tavuk eti, yüzde 1,6 ile mısırözü yağı izledi.”

Kasımda üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün yüzde 13,2 ile marul olduğuna dikkati çeken Bayraktar, bunu yüzde 12,9 ile taze fasulyenin, yüzde 11,7 ile ıspanağın, yüzde 10,4 ile sivri biberin, yüzde 8,2 ile limonun izlediğini bildirdi. Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının yüzde 48,8 ile kuru soğanda yaşandığını vurgulayarak, kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 44,7 ile yeşil soğanın, yüzde 31 ile Antep fıstığının, yüzde 30,7 ile salatalığın, yüzde 26,3 ile patatesin, yüzde 25,7 ile maydanozun, yüzde 20 ile domatesin izlediğini ifade etti.

Geçen ay üreticide 29 ürünün 17’sinde fiyat artışı olduğunun altını çizen Bayraktar, 7 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü, 5 üründe ise fiyatın değişmediğini belirtti.

FİYAT DEĞİŞİMİNİN SEBEPLERİ

Bayraktar, marul, ıspanak ve limonda arz artışının fiyatların düşmesine neden olduğunu vurgulayarak, sivribiber ve taze fasulyede talep azalışının ürün fiyatlarını düşürdüğünü bildirdi. Patates, kuru soğan, salatalık, yeşil soğan, domates ve maydanoz arzındaki azalmanın bu ürünlerin fiyatlarını yükselttiğini belirten Bayraktar, talep artışının Antep fıstığında fiyatı yükselttiğini kaydetti. Bayraktar, tarımsal ürün arzının azaldığı bir döneme girildiğini ifade ederek, örtü altı tarımı için tarımsal ürün maliyetlerine gübre, ilaç ve işçilik gibi masrafların yanı sıra ısıtma ve elektrik gibi masrafların da eklendiği bir sezonun başladığına işaret etti. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artışların ürün maliyetlerini yukarı çektiğine dikkati çeken Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu maliyetlerden dolayı artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur ederken, üretici ise eline geçen gelirin çoğunu masraflarına veriyor. Bu sebeple üreticilerimizin gelirleri düşüyor. Geliri düşen üreticimiz mağdur oluyor ve üretimden uzaklaşıyor. Bu durum, tarımsal üretimin artmasını olumsuz yönde etkilerken, tarımsal ürün arzının azalmasına sebep oluyor. Tüketici fiyatlarındaki artış sadece tarımsal ürün maliyetlerinden ve arz azalmasından kaynaklanmıyor. Ürün, üreticiden çıkıp markete ulaşıncaya kadar fiyatı ciddi oranda artıyor. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürmeden, tüketiciye ulaşana kadar olan süreçte oluşan aşırı fiyat artışlarına bir çözüm bulunmadan, piyasada rekabet sağlanmadan ve ürün fiyatları denetlenmeden tüketicilerin de ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir.”

Bayraktar, gıdanın spekülasyona açık bir sektör olduğunun altını çizerek, tüketicilere, ürün fiyatlarına müdahale etme güçlerini kullanıp, fahiş fiyattan ürün satan marketlerden alışveriş yapmayarak bu işletmeleri “cezalandırmaları” çağrısında bulundu.

Besi ve süt hayvancılığında maliyet artışlarının, üretimi sürdürebilir olmaktan çıkardığını belirten Bayraktar, bazı marketlerde peynir fiyatlarının et fiyatlarını geçtiği bir ortamda hem üretici hem de tüketici için acil tedbirler alınmasını istedi.

 “DESTEKLER ARTIRILSIN” TALEBİ

Bayraktar, tarımsal üretimde en önemli 2 girdinin mazot ve gübre olduğunu, sertifikalı tohum ve fidan destekleri her yıl düzenli olarak verilirken, üretim masraflarında önemli payları olan ilaç, yem, tarımsal sulamada kullanılan elektrik ve sulama girdilerinin göz ardı edildiğini kaydetti.

Yemin, hayvansal üretimin can damarı olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu ifadeleri kullandı: “Maliyet problemiyle boğuşan üreticilerimize, hayvansal üretimde kullanılan yem başta olmak üzere, diğer girdilerde de sağlanacak destekler tarımsal üretimi artıracak, üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır. Ekonominin diğer sektörlerine kaynak sağlayan, bu sektörlerin katma değer yaratmasına ön ayak olan, dış ticaret açığına pozitif yönde katkı veren tarım sektörüne daha çok önem verilmelidir.”

Bayraktar, pamuk üreticisinin yaşadığı sıkıntılara ilişkin ise şunları kaydetti:

“2022’de üreticimiz birçok üründe emeğinin karşılığını alırken, pamukta umduğunu bulamadı. Küresel olarak pamuğa talebin düştüğü ve fiyatların gerilediği bu dönemde pamuk üretiminden vazgeçmenin ağır faturası yine bu ülkeden döviz olarak çıkacak, her ülkeye nasip olmayan mevcut pamuk alanları değerlendirilemeyecektir. Pamukta uzun zamandır artırılmayan destekleme primlerinin ve girdi desteklerinin artırılması ve sezon başlamadan üreticiye verilmesi gerekiyor.”

Abone Olun
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi paylaşın.x