La İlkecilik Var Bencillik

#ferizlide.com:

La İlkecilik Var Bencillik

 

Dine karşı olmak, dini kullananlara karşı olmakla aynı şey değil.

 

Kabul ettiğimiz dinin tüm mezheplerini sayıp, o mezheplerden birine mensup olmaktan gurur duyarken, diyanetine inandığımız dinin, tüm mezheplerini baştan kabul etmek basit şey değildir; bu konuda konuşabilmek kimsenin haddine olmaması en büyük gerçektir.

 

Sırf  o  partiyi o kurdu diye Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyorum demek sizi illa CEHAPELİ yapmaz. Nasıl ki bugün bazı insanlar benim AKP ile işim yok ben Tayyip Erdoğancıyım kardeşim diyorsa, işte Mustafa Kemal tüm bu tartışmaların önünde ve üstünde bir şahsiyet olarak, onun önerdiği bazı ilkeleri benimsemek, diğer bütün hepsini kabul edeceğiniz anlamına gelmeyebilir.

 

Mesela kendinizi laik olarak adlandırmak size abes gelebilir ama devletçiyim, milliyetçiyim, halkçıyım, yenilikçiyim/inkilapçıyım ve nihayet Cumhuriyetçiyim demek sizi Tayyip Erdoğan düşmanı yapmaz; aksine cumhuriyetçilik sayesinde bugün Devlet Başkanı Erdoğan denildiğinin şükrünün edilmesi, hakkın teslimiyetidir.

 

Önceleri globalleşme denilen yeni dünya düzeni işgal sisteminde, günden güne yükselen, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, yenilikçilik değerleri ancak ve ancak Cumhuriyetin tesisi ile hayat bulur;  aksini düşünmek de ifa etmek de yeni dünya düzeninde kendi değerleri ile kavga ederek zaman kaybeden ve hakim devletler karşısında zayıf düşen bir ülkeden başka bir şey olamaz.

 

Bir an önce kendimize gelerek, kendimizle kavgaya sebep olan her şeyi belirleyip, bunu sinsice ilerleyen bir kanser gibi görerek, doğal ve bu toprakların çözümlerinden faydalanmalı, dış şirketlerin dolduruşuna gelmekten vazgeçmeliyiz.

 

Eve lazım olan camiye haramdır.

 

Bu atasözündeki maksat yeni bir haram tanımlama değil, ihtiyacın belirlenmesidir. Evinizin ihtiyacı olan bir şeyi, camiye bile bağışlasanız nafile, caminin sahibi camiyi yüceltir, siz önce kendi ihtiyacınızı giderin demektir. Ülkemiz evimiz ise, ülkemizin insanının ihtiyacı olan şeyleri tamamlamadan başka bir ülkenin derdi ile hemhal olmak bir iyi niyet değil, hedef belirlemedeki aksaklıktır.

 

Yanında çalışan personelinin sgk primini ödeyebilmek için kendi Bağkur primini ödeyemeyen esnafı ilaçtan mahrum bırakan sistem, vatandaşlığı parayla satın almış bir insana öz evlatlık bahşediyor da burada büyük bir sıkıntı vardır mesela.

 

O nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımladığı şekilde “ Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan her vatandaşın Türk Milleti” olması hasebiyle, yabancı uyruklu ama Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olan herkesin aynı şartlarda yaşaması gerektir.

 

Evet, birçoğunun dediği gibi “bana ne kardeşim suriyeden, libyadan; ben bakıyorum ekmeğimin derdine” cümlesi bu sıralar çok duyulur oldu sanki; o yüzden her yerel yönetici, bürokrat ve siyasetçinin, bu ülkenin ekmek derdine çare aramak birinci önceliği olmalıdır. Halkçılık mesela budur işte. Halkın refahını arttırmak, eşit adalet, adaletli gelir ve vergi dağılımı gibi konular konuşuluyorsa, halkçılık sistemini tam anlayamadığımız anlamına gelir; sistemi eleştiren terörist olmazsınız.

 

Devletçilik zaten istemeseniz de toplumdaki terörizm akımını kendiliğinden yok eder. Devletçilikle büyümüş, Devletinin çıkarlarını düşünerek hareket eden bireylerden oluşan bir toplum düşünsenize, kim bükebilir onun bileğini.

 

İşte siz kendinizi laik değil olarak tanımlayın saygı duyarım. Ama diğer beş ilkeyi de elinizin tersiyle itmeyin.

 

Bu devlet bizim, bu memleket bizim, bu gelecek bizim.

 

Geleceğimiz için güne başlamamız gereken günler geldi, geçiyor…

Serhat Çiçek

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi paylaşın.x
()
x