Bu Haber İşçileri İlgilendiriyor

#ferizlide.com

Hizmet-iş sendikası genel başkan vekili öz, üçlü danışma kurulu toplantısı’nda konuştu:

“Kapsam dışında kalan işçilerin kapsama alınabilmeleri için yeni bir çalışma yapılmalıdır”

Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Av. Hüseyin Öz, 15 Ekim 218 tarihinde Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk başkanlığında toplanan Üçlü Danışma Kurulu Toplantısı’na katıldı.

Üçlü Danışma Kurulu Toplantısı’na Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Av. Hüseyin Öz’ün yanı sıra HAK-İŞ Genel Sekreteri Dr. Osman Yıldız, Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ile bürokratlar katıldı.

Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Av. Hüseyin Öz, toplantıda taşeron işçilerin kadroya geçiş süreci, bu süreçte yaşanılan sıkıntılar ve ardından ortaya çıkan “eksiklikler konusunda” ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.

HİZMET-İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKAN VEKİLİ ÖZ, KAPSAM DIŞINDA KALAN İŞÇİLERİN KAPSAMA ALINABİLMELERİ İÇİN YENİ BİR ÇALIŞMA YAPILMASINI TALEP ETTİ

Taşeron düzenlemesinden KİT çalışanları, hastane bilgi yönetim sistemi çalışanları, kamu kurumlarının yemekhane hizmetlerinde çalışanlar, kamu kurumlarında araç ve şoför teminine dayalı ihalelerde çalışanlar ile personel teminine dayalı olmayan ihaleler kapsamında çalışanların yararlanamadığına dikkat çeken Öz, “Kadro düzenlemesinden yararlanamayan çalışanlarımız halen sendikalarımızın ve konfederasyonumuzun kapısını çalmaya devam etmektedir. Diğer taraftan 4 Aralık 2017 tarihinde fiilen çalışmayan ”yedek (joker)” personeller de kadro düzenlemesinden istifade edemediler” dedi.

Bu konuda açılmış olan çok sayıda davanın bulunduğunu ve mahkemelerce yürütmeyi durdurma kararı verilmekte olduğunu belirten Öz, kapsam dışında kalanların kapsama alınabilmeleri için yeniden bir çalışma yapılmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

ÖZ, KADROYA GEÇİŞ SÜRECİNDE YAŞANAN SIKINTILARA DİKKAT ÇEKTİ

Taşeron düzenlemesini çalışma hayatı içerisinde gerçekleştirilen en önemli ve en kapsamlı çalışmalardan biri olarak değerlendiren Öz, kadroya geçiş sürecinde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti.

Öz, konuşmasında şunları kaydetti:

“696 sayılı KHK ile birlikte kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı iş yerlerinde ve yerel yönetim kuruluşlarına bağlı iş yerlerinde çalışmakta olan yaklaşık 850 bin işçi kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarına ve yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerinin sürekli işçi pozisyonlarına geçirilmişlerdir.

696 sayılı KHK ile kamu kurumlarının sürekli işçi kadrolarına ve yerel yönetimlerde şirketlerin sürekli işçi pozisyonlarına geçirilmiş olan çalışanların ücret ve diğer sosyal hakları yüksek hakem kurulu tarafından bağıtlanmış olan TİS hükümlerine uygun olarak ödenmektedir.

“Ülkemizde 2018 yılı içerisinde yaşanmakta olan yüksek döviz, yüksek faiz ve enflasyon baskısı nedeniyle, çalışanların ücretlerinin satın alma gücünün azaldığı ve YHK kararı ile belirlenen ücret ve sosyal hakların yetersiz kaldığı bilinmektedir.”

“YHK SÖZLEŞMESİ GÜNÜN KOŞULLARINA UYGUN OLARAK YENİLENMELİ”

“Bu nedenle YHK sözleşmesinin günün koşullarına uygun olarak yenilenmesi veya çalışanların ücret ve sosyal haklarının yüksek enflasyon karşısında korunması ve günün koşullarına uygun hale getirilebilmesi için yeni bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.”

Bu çerçevede konunun, taraflar arasında kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve protokolü veya kamu çerçeve protokolü ile ele alınması ve düzenlenmesi mümkündür.

696 sayılı KHK ile kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarına geçirilen çalışanlar, 6772 sayılı kanun kapsamında yılda 52 yevmiye tutarında ilave tediye alabilmektedir.

“YEREL YÖNETİM KURULUŞLARININ ŞİRKETLERİNDE BELİRSİZ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİYLE ÇALIŞAN İŞÇİLER İLAVE TEDİYEDEN YARARLANMALI”

Ancak yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmakta olan işçiler yargı iştirakleri ile oluşan teamül gereğince, kanunun kapsamında olmadıkları gerekçesi ile ilave tediyeden yararlanamamaktadır.

Bu durum kamu kurumları ile yerel yönetim kuruluşlarında çalışan işçiler arasında ve yerel yönetim kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarında çalışan işçiler ile yerel yönetimlerin iktisadi teşekküllerinde çalışan işçiler arasında farklı uygulamaya sebebiyet vermektedir. Bu husus, çalışanları, özellikle yerel yönetim kuruluşlarının iktisadi teşekküllerinde çalışanları derinden yaralamaktadır.

Bu nedenle konunun bir an önce gerçekleştirilecek bir düzenleme ile çözüme kavuşturulmasını istiyoruz ve bekliyoruz.

“YEREL YÖNETİM KURULUŞLARINDA GEÇİCİ İŞÇİ POZİSYONLARINDA ÇALIŞANLARIN ÇALIŞMA SÜRELERİ 9 AY 29 GÜNE ÇIKARILMALIDIR”

696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23. maddede yer alan düzenleme gereğince; kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı iş yerlerinde çalışmakta olan geçici işçilerin 5 ay 29 günlük çalışma sürelerinin 4 ay ilave edilme suretiyle 9 ay 29 güne çıkarılabilmesi benimsenmiştir.

Ancak yerel yönetim kuruluşlarında geçici işçi pozisyonunda çalışmakta olan işçilere aynı imkân verilmemiştir. Bu nedenle çalışanlar arasında eşitlik ilkesine uygun bir şekilde uygulama yapılabilmesi bakımından, yerel yönetim kuruluşlarında geçici işçi pozisyonlarında çalışanların çalışma sürelerinin 9 ay 29 güne çıkarılabilmesi için yeni bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK ya eklenen geçici 23. ve 24 maddeler gereğince, kamu kurumlarının sürekli işçi kadrolarına ve yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerinde sürekli işçi pozisyonlarına geçirilen işçilerin, 2 Nisan 2018 geçiş tarihinden önce alt işverenler yanında çalıştıkları işkollarından SGK’ya iş yeri tescillerinin yapılması gerekmektedir.

ÖZ, HATALI İŞYERİ VE İŞKOLU SGK TESCİLLERİNİN DÜZELTİLMESİNİ İSTEDİ

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışanlar başta olmak üzere bir kısım kamu kurum ve kuruluşlarına işçilerin işyeri ve işkolu SGK tescilleri hatalı bir şekilde yapılmıştır. Çalışanların iş kolu ve SGK tescillerinin düzeltilmesi için yapmış olduğumuz yazılı başvurulara rağmen henüz sonuç alabilmiş değiliz. Bu nedenle konunun kanuna uygun şekilde çözümlenmesi hususunu takdirlerinize sunuyorum.

696 sayılı KHK ile 6356 sayılı sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununa eklenen geçici 7. madde ile, geçiş süreci sonrasında işçilerin tescil edildikleri yeni işyerlerinden yapılan bildirimlerinin iptal edilerek, 6356 sayılı kanunun 4. maddesine uygun şekilde SGK’ya bildirimlerinin yapılması benimsenmiştir. Bu durum, işçilerin halen örgütlü oldukları sendikalardan zorunlu olarak ayrılarak, geçiş sürecinden sonra istemedikleri ve benimsemedikleri sendikalara zorla üye olmasının önünü açmaktadır.

“ÇALIŞANLARIN HALEN ÜYESİ OLDUKLARI SENDİKALARLA BAĞLARI, KANUN ZORUYLA KOPARTILMAK İSTENMEKTEDİR”

Bir başka ifadeyle; çalışanların halen üyesi oldukları sendikalarla bağları kanun zoruyla kopartılmak istenmektedir. Bu durum gerek çalışanlar bakımından gerekse örgütlü oldukları sendikalar bakımından

telafisi mümkün olmayan gelişmelerin meydana gelmesine, hak kayıplarına ve adeta sendikalar arası bir kaosun yaşanmasına sebebiyet verecektir.

Bu nedenle daha önce yazılı olarak bildirdiğimiz üzere 6356 sayılı kanuna eklenen geçici 7. maddenin çalışanların sendikal örgütlülüğünü koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesini, maddenin 3. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz.

696 sayılı KHK’nın yürürlüğe konulduğu dönem içerisinde, özellikle çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı ile sosyal taraflar arasında kadro düzenlemesinin yapılmasına ve yaşanmakta olan sorunların çözülmesine dönük olarak yeterince müzakere yapılamadığını ifade etmek isterim.

696 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem içerisinde çalışanların ve örgütlü oldukları sendikaların karşılaştıkları temel sorunların giderilebilmesi için bugün daha fazla birlikte çalışmaya ve müzakere etmeye ihtiyaç bulunmaktadır.

Çalışanların özellikle geçiş sırasında imzalamış oldukları ibraname ve sulh sözleşmeleri gereğince, tartışma konusu olan kıdem, izin, ücret vb. hakları ile ilgili sorunların ivedi olarak giderilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Diğer taraftan çalışanların toplu iş sözleşmesinden doğan yemek, taşıma yardımları başta olmak üzere sosyal yardımların ödenmesi ile ilgili birçok konuda anlaşmazlık bulunmaktadır. Yine çalışanların nakil, terfi, tayin veya görevde yükselme hakları ile ilgili talepleri bulunmaktadır.

Çalışanların özellikle 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan yeni asgari ücretten ve doğacak farklardan yararlanıp yararlanamayacakları hususunda tartışmalar devam etmektedir.

696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23. ve 24. madde düzenlemelerine rağmen, kamu kurum ve kuruluşlarında ve yerel yönetim kuruluşlarının iktisadi teşekküllerinde çalışanların bir kısmı halen YHK’nun sözleşmesinden yararlandırılmamaktadır.

Sendikalar 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23. ve 24. maddelerde yapılan değişikliklerin yeterli ve gerekli hükümleri içermemesi nedeniyle, halen örgütlü oldukları iş yerlerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmek amacıyla yetki alamamakta, iş yeri sendika temsilcisi atayamamakta, üyelerini çalışma yaşamından doğan sorunlarla ilgili yeterince temsil edememekte, yine üyelerinden aidat alamamaktadırlar.

Bu durum özellikle kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetim kuruluşlarının iktisadi teşekküllerinde örgütlü olan sendikaların varlığını ve geleceğini, dolayısıyla çalışanların geleceğini tehdit etmektedir.

ÖZ, ÇÖZÜM İÇİN ‘ORTAK ÇALIŞMA GRUBU’ OLUŞTURULMASINI ÖNERDİ

Bütün bu sorunların giderilebilmesi için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bünyesinde bir ortak çalışma grubu oluşturulması ve sorunların müzakereler yoluyla giderilmesi için çaba sarfedilmesine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.”

Taşeron düzenlemesini Türk çalışma yaşamı içerisinde gerçekleştirilen en önemli ve en kapsamlı çalışmalardan biri olarak değerlendiren Öz, düzenlemeden dolayı, Cumhurbaşkanımıza, dönemin başbakanına, çalışma bakanına ve emeği geçenlere de ayrı ayrı teşekkür etti.

YILDIZ, ÇALIŞMA HAYATININ SORUNLARINI GÜNDEME GETİRDİ

HAK-İŞ Genel Sekreteri Dr. Osman Yıldız da toplantıda yaptığı konuşmada, çalışma hayatına ilişkin önemli tespitlerde bulundu. Son günlerde yaşanan ekonomik süreç ve ona bağlı sorunların olduğu bir durumun söz konusu olduğunu anımsatan Yıldız, “İnşallah kısa sürede ekonomik sorunların artması değil, yeniden istikrar sürecine dönmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu konuda bakanlıklarımızın enflasyonla mücadele kampanyası başlatmış olmasını önemli buluyoruz. Ancak sendikaların burada bulunmamasını bir eksiklik olarak görüyoruz. Geçmişte, gerek ekonomik krize ve gerekse enflasyona karşı, HAK-İŞ ve sendikalar olarak memnuniyetle yer almıştık. İstihdama yaptığınız vurguyu destekliyoruz. İstihdam seferberliğine bu dönem daha büyük ihtiyaç var” dedi.

Genel Başkanımız Mahmut Arslan tarafından yapılan Ekonomik ve Sosyal Konseyin toplanması talebi ve çağrımızı yineleyen Yıldız, “ESK, temelde hükümetlerin üstünde olmayıp, toplum adına sorunlara tercüman olan diyalog platformudur. Türkiye’nin bu platformdan faydalanmayı daha fazla geciktirmemesini talep ediyoruz” dedi.

Üçüncü Havalimanı inşaatında yaşanan iş kazaları ve ölümler dolayısıyla üzüntü ve kaygılarını dile getiren Yıldız, bu konunun Türkiye’de olduğu kadar uluslararası sendikal hareketin de temel kaygısı olduğunu söyledi. Bu konuda ortaya çıkan fotoğrafın, Türkiye’nin İSG konusunda geldiği olumlu nokta ile uyumlu olmadığını ifade eden Yıldız, “Bakanlığımızın bu konudaki kaygıları giderecek adımları atacağına ve kamuoyu ile paylaşacağına olan inancımızı belirtmek isterim” dedi.

“Cumhurbaşkanlığının 5 no.lu kararnamesine ilişkin kaygımızı belirtmek istiyoruz” diyen Yıldız, bu konunun aynı zamanda uluslararası sendikal hareketin de gündeminde olduğunu ve derin kaygılarını ortaya koyduğunu ifade etti. Yıldız, “5 no.lu kararnamenin temelde kamu kurumları için dizayn edildiğini biliyoruz. Bağlamından kopuk da olsa, ‘görevden uzaklaştırma’ yaptırımının, ‘işçi ve işveren meslek kuruluşları’ ibaresiyle bizleri kapsayacak algısı endişe vericidir. Türk sendikal hareketi ve sivil toplumu gelişirken, uluslararası sendikal hareket platformlarında bu tür imalarla Türkiye’nin suçlanmasını hak etmiyoruz. Bu hususun düzeltilmesi için bakanlığımızdan destek bekliyoruz. Aralık ayında ITUC’un Genel Kurulu var. Bu kongrede, yeni bir düzenleme sayesinde Türkiye’nin kötü olarak tartışılmasına imkân verilmemesini umuyoruz. Kongre kararlarını, Türkiye’yi karalayan unsurlardan ayıkladığımız bir noktada yeniden menfi bir duruma düşmemeyi umuyoruz” diye konuştu.

Kıdem tazminatının orta vadeli programda yer aldığını ancak, bunun çok tartışmalı bir konu olduğunu ifade eden Yıldız, “Eğer gündeme gelecekse etkin sosyal diyalog ekseninde yürümenizi bekleriz” dedi.

Kadroya geçen taşeron işçilerin sorunlarını ve bu süreçte yaşadığımız sorunları gündeme getiren Yıldız, “Taşeron işçilerimizin kadroya geçirilmesinden dolayı Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize içten teşekkürlerimizi yenilemek istiyoruz. Evet, bu bir süreçtir. Biz HAK-İŞ olarak ilerlemeye, gelişmeye olan inancımızı yenilemek istiyoruz. Bu bağlamda kadro sürecinde ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunları zamana bırakamayız. Eğer zamana bırakırsak; hem sendikal hareket, hem sendikalaşma, hem kadroya geçen yeni işçilerimiz ve hem de kapsam dışı kalan taşeron işçiler için ağır etki ve hasara yol açmaktadır. Yeni kadroya geçirilen işçilerimiz için özetle şu hususların altını çizmek isteriz: Bu çerçevede; sendikalı oldukları halde onlar için toplu iş sözleşmesi yapmıyoruz. Aidat alamıyoruz. Sendikalarımız bu üyelerimize hizmet veremez hale gelmişlerdir. Kapsam dışı kalanlar için ortak çalışma ile bir program geliştirerek kadro imkânı verilmelidir. Bu işçilerin işyerlerinde karşılaştığı farklı boyuttaki baskılar, yaygın bir şekilde bize ulaşan şikâyetleri oluşturmaktadır” dedi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu